eskimalatya.com
s-1 s-2 s-3 s-4YEMEK s- 5 s-6 s-7 s-8 s-9 s-10 s-11 s-12 s-13

s-6

 

                                 

1933 yılında bir bayram töreni.Gazi ilk okulu henüz inşaat halinde.

Gazi İlkokulu ile ilgili bilgi 7. sayfada. MTB

                                                                        Arşiv: Nihat Eyüboğlu

Yeni Şirket Hanı: 1924 yılında yapılan han 1989 yılında yıkılarak yerine  Özel idare İş Merkezi yapılmıştır. MTB

                                                                 Arşiv: Nihat Eyüboğlu

1934 senesinde Malatya Lisesi talebeleri, Henüz yeni yapılmış ve ağaçlandırılmamış İsmet Paşa (Hürriyet) Parkındalar.Öğrencilerin arkasında eski çardak görülüyor. MTB

1940'LI YILLARDA MALATYA'DA BİR 19 MAYIS TÖRENİ

O günlerde ve sonrasında 19 Mayıs törenlerinde bu şekilde bir giyim mecburiyeti ve zorlaması olmasaydı, bu millet kız çocuklarını büyük bir iştiyakla okula  gönderecekti. Bu vesileyle bugün belki annelerimiz bir ilim kadını, bir doktor, bir mühendis, bir avukat olacaktı. O zaman bizlerde      şüphesiz   çok daha    aydınlanmış bir nesil olurduk.MTB                                                 
Arşiv:  G. Gögebakan

 

İŞTE NESLİMİZİN GÖRMEDİĞİ MALATYA BELEDİYESİNCE
VERİLEN BİR EKMEK KARNESİ.
ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA BÖYLE EKMEK KARNELERİ
GÖSTERMESİN

1944 Yılına ait bir Ekmek Karnesi.(Mart-Nisan-Mayıs ayları için)
Belediyelerce verilen Ekmek Karnesinin 4.Maddesi çok ilginç.Karnesini kaybedenlere yeniden karne verilmez deniliyor. Vay kayıp edenlerin haline çünkü Karnenin 3 ayda bir verildiği anlaşılıyor.Demek ki kaybedenlerin cezası 3 ay ekmeksiz kalmakmış. Ekmek Karnesi ülkemizde son olarak 2.Dünya Savaşı sıralarında ,Türkiye'nin de bu savaşa girme ihtimalini düşünen ,o devrin yöneticileri tarafından her türlü yiyecek maddelerinin stoklanmasından kaynaklanan kıtlıkta verilmişti. MTB  
Arşiv: MTB
Not: Bu Karne 1894-1965 yıllarında yaşamış olan Ercişli Cemal lakaplı Abdulcabbar Gültepe'ye aitti.

2.Dünya savaşı yıllarında, ülkemiz savaşa girmemiştir. Bu o günkü yöneticilerin en büyük başarılarından biridir. Ama, Milletin bir ekmeğe dahi ulaşmada bu kadar zorlandığı, o aç ve o sefalet dolu günler, bilahare Türkiye de yeni bir partinin kurulmasına ve kısa bir süre sonra da iktidar değişikliğine vesile olmuştur. Kazanan da, Türkiye ve Türk demokrasisi olmuştur. MTB

Arşiv: MTB

BİÇKİ DİKİŞ KURSİYERLERİ Yine ötelerden değişik bir enstantane. Gazi İlkokulu önünde diploma merasiminden sonra, Biçki Dikiş kursiyerleri ve ilgililer, bu anı ölümsüzleştirmek için bir aradalar. Bu fotoğraftakiler, bizlere tam 1947 yılından bakıyorlar, ve şimdi bize de çok, çok uzaktalar. Acaba bu canlar neredeler, aramızda olan da varsa, kim bilir ne haldeler. MTB

1950'li yıllarda Askeri Kışla önünde bir sevkıyat. Sivil ve resmi giyimli askerler beklemedeler. Sağ tarafta Kışla binası bulunurdu. Şimdiki Orduevi ve Lojmanların bulunduğu yer. MTB

1950'li yıllar. 2. Dünya savaşı  biteli 5-6 sene kadar olmuş . Fotoğrafı çektirilen çocuklar, Malatya'da bir Fotoğraf Stüdyosundaki sanal Türk Savaş uçağı Sönmezay'dalar. MTB  Arşiv: MTB

 1956 yılında Malatya'da bir sünnet düğünü. MTB    

Yıl 1971. Fuzuli Caddesinde bulunan Tahir Ağanın kahvesi ve müdavimleri. MTB  Arşiv: MTB

Oturanlar, soldan sağa 1-Şefik Şerbetçi 2-Abdullah Kınacı 5-Haci Bayram Onus ( Lakabı Başgomser Hacidir. Adı geçen bugün hakikaten Emniyet Başkomiserdir) 6-Fahri Koçyiğit (1977 yılında Çankırı'da trafik kazasında vefat etmiştir)  Ayaktakiler 3-Hikmet Kınacı (Pala Bıyıklı) Öndeki ise küçük yaşta çalışan garson

CAHİL KUMANDANIN SAVAŞI

NİZİP SAVAŞI: 1839 da, Osmanlı Ordusu kumandanı Hafız Paşa, karargahını Harput Mezra'dan Malatya'ya taşıyınca, Eski Malatya tamamen terk edilmeye başlandı. Askerlerini barındıracağı ev bulamayan Hafız Paşa, bağlara göçen halkın evlerine el koydu. Ordu, 1838-1839 kışını Malatya da geçirince kent halkı bağlara sığınmak zorunda kaldı. Bağların bulunduğu Aspuzu yöresi (bugünkü) Malatya olarak gelişmeye başladı. Ordu Nizip Savaşı için Eski Malatya'dan ayrıldıktan sonra, halk harap olmuş evlerine dönmedi.
Nizip Savaşı Türk Tarihi için çok önemlidir. Çünkü o dönemde Dünyanın 2. Büyük ve modern ordusu olan Osmanlı ordusu (Asakiri Mansure-i Muhammedi'ye) ile Osmanlıya isyan eden Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın ordusu arasında cereyan etmiştir. Bu asi Vilayetimizin askerlerinin komutanı Kavalalının oğlu İbrahim Paşadır. Osmanlı Ordusu Asi Vilayetimizin ordusunu Nizip'te ters bir vaziyette yakaladı. Küçük rütbeli Osmanlı subayları ve Avrupalı Askeri danışmanlar bunun bir fırsat olduğunu hemen hücum edilmesi gerektiğini söylediler. Ne yazık ki ısrarlara rağmen Hafız Paşa rahatsız edilmemesini emir buyurup İstihare için uykuya yattı. Onun için rüyasında göreceği renkler çok önemliydi.
(İslam'dan bihaber Müslüman) Bunu fırsat bilen İbrahim paşa ordusunun cephesini düzeltti. Hiç bir hazırlık yapmayan Osmanlı ordusuna saldırı emri verdi. Paşamız uykudan kalktığında maalesef Koca Osmanlı ordusu darmadağın olmuştu. MTB
Not : Padişah 2.Mahmut ordunun mağlubiyetini duyduğunda kalp krizi geçirdi. Üzüntüsünden dolayı Aynı yıl içinde vefat etti.

NİZİP SAVAŞINA BİR ANEKDOT

HELMUT von MOLTKE
(1800 - 1891)
1836 - 1839 yılları arasında Türk ordusunda müşavirlik ve öğretmenlik yapan Alman Feld Mareşal Helmut von Moltke II. Mahmut döneminde Hafız Mehmet Paşa'nın maiyetinde müşavir olarak Nizip Savaşına katılmıştır. Kendi memleketinde otuz bir yıl, Genel Kurmayı yöneten mareşalin, ülkemizin olayları ve durumu hakkındaki düşüncelerini tespit eden mektupları vardır.
Mektuplarında Mareşal Moltke Nizip savaşı için,

"Orada yenilen Türk değildi, kumandandı. Yenen de öbür taraf olmayıp, hurafelerdi.
Harp planını, müneccimler vasıtası ile çizen, hücum emrini yıldızlardan alan kumandanlara karşı cesur Türk ne yapabilirdi ?.. Müneccimin Türkiye'den kovulduğu ve yıldızların harp işlerine karışmalarının yasak edildiği gün, Türkün ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi, eski ışığını bulacaktır."
demiştir. MTB

Yukarıdaki Cahil kumandanın savaşı başlığı altındaki Nizip Savaşı ile ilgili bu anekdot,  Akademide hocam Prof. Dr Ahmet Mumcu'nun derslerinde tutmuş olduğum notlardan aktardım.


 

 

 

Sevgili Hemşehrilerim bu bölümde İnsanların ilgisini çeken, değişik konuda ki bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.  M.Turhan BENLİ
 

FRANSA'DA DANS

Fransa Dans yeni ortaya çıkmaya başlamıştı. Bunu haber alan Kanuni Sultan Süleyman Han Fransa kralına şu emirnameyi gönderdi.
“Ey Fransa kralı Fransuva..! Sefir–i Kebirimden aldığım mazhara göre malumatım oldu ki, memleketinde dans namında ala mele–innas fuhşiyyat ve lubiyyat yapıyormuşsunuz. İş bu name–i hümayunumun eline vusulünden itibaren be melanet ve rezalete son vermediğin taktirde ordu–yu hümayunumla gelip seni kahretmeye muktedir olurum”
Kanuni’nin bu mektubundan sonra Fransa’da tam yüz sene dans yapılmamıştır. (Hammer).  MTB
 

Polis Muhammed Şükrü Efendi 1876-1950

Sofu efendi de denilen Muhammed Şükrü efendi Osmanlı Döneminde Malatya Sancağı Mutasarrıflığında, Cumhuriyetten sonra ise Malatya Valiliği emrinde Polis Memuru olarak görev yapmış, Emekliliğe müteakip eşinin memleketi olan Adıyaman Kazasına yerleşmiştir. Safranbolulu Kolağası Ömer efendinin oğlu olan Muhammed Şükrü efendi 28 yıl bilfiil Malatya'da (Malatya merkez ve bir müddet Besni kazası) Polis Memurluğu yapmış, Harf İnkılabından bir yıl sonra 1929 yılında yapılan teftişte yeni harfleri tam öğrenemediği rapor edildiğinden görevine son verilmiştir. Birkaç yıllık mağduriyet  ve sefaletten sonra  emekli olabilmiştir. Şu bir gerçek ki toplumların üzerinde yapılan her türlü cebri değişiklik, Bu toplumun yüzyıllarca önceden başlayan ve uzunca bir sürede oluşan tabii yapısını bozuyor, pek çok şahısta bundan zarar görüyor. Muhammed Şükrü efendi gibi.  Allah gani gani rahmet eylesin. MTB

 pul_1915.jpg

Osmanlının son döneminden kalma bir Posta pulu.
Yıl 1915. Acı, ızdırap ve çalkantıların yoğun olduğu, Birinci Dünya savaşı yılları. Bir Malatyalının Ailesine, sevdiklerine belki yavuklusuna yudum yudum hasretini gönderdiği, mektubunun üzerine yapıştırılmıştı o.

1927 Tarihli bu fotoğraf,  o yıllardaki Malatyalı gençlerin giyim ve kuşamları ile ilgili, bilgi veriyor. Hollywood filmlerinin Türkiye'ye girmediği belli oluyor. Amerikan giyim kültürü, o günkü gençliğimizi henüz etkilememiş.  MTB            (Tecdeli Yunusun Ömeri)     Arşiv: MTB  

  PİYANGODAN MEDET UMANLAR

İnsanlar her devirde zengin olmanın hayalini kurdu. İşte 1937 Yılına ait THK Piyango bileti. Bu bileti alanın zengin olamadığı belli. Zira piyango çıkmış olsaydı bu biletin THK veya İş Bankasına verilmesi gerekecekti. MTB thy_piyangosu_1937.jpg

Arşiv: MTB

 

THK Piyango biletlerinin hiç bir arşivde bulunmadığı kanaatindeyiz. MTB  Arşiv: MTB

        

 

 pul.jpg

Türkiye Şehirler Serisi Pullardan Malatya .1959 yılı basım tarihli. 5 Kuruşluk . MTB  Arşiv: MTB

DEPREM SİGORTASI YAPTIRIN

Poliçe Numaranız:10597028
Adınız:MEHMET TURHAN
Soyadınız:BENLİ
Sigortalı Adı:MEHMET TURHAN
Sigortalı Soyadı:BENLİ
Riziko Adres :MEHMET BUYRUK 2 ÇÖŞNÜK SARAY 13 MALATYA/MERKEZ/BEYDAĞ'I

MALATYA'DAKİ DEPREMLER                                                        x . x  .1875 M=7.1
31.03.1893 M=6.7
04.12.1905 M=6.8 (Çemişgezek)
20.12.1940 M=5.8
23.04.1964 M=4.6
14.06.1964 M=6.0
05.05.1986 M=5.8 (Sürgü)
06.06.1986 M=5.6 (Sürgü)

PARA CÜZDANIMI KAYIP ETTİM

Aziz Hemşerilerim Dünyanın meşakkati insanı çok yoruyor. 29 Ağustos 2006 tarihinde Annemin emekli maaşını aldım ve çilesiz arabasına binip annemin yanına gittim.  DEVAMI SAYFA 13 'DE

 

DUYGULARIMI AÇIĞA VURAYIM

Saygıdeğer Malatyalı Hemşerilerim. 14 Mayıs 2006 pazar günü Vali Konağı Caddesinde bulunan, öğrenci yurdu durağında, çarşıya gitmek için otobüs bekliyordum. Durakta babasının gözü hep üzerinde olan, çok sevimli bir çocuk ta vardı. Küçük yaramaz belli ki ana okuluna veya bir kreşe gidiyordu. Bu beş veya altı yaşındaki çocuk, yaşına uygun olarak devamlı oynuyor, zıplıyordu. Zannedersem  okulda veya kreşte  23 nisan gösterileri için kendilerine öğrettikleri dans figürlerini yapıyordu. Aynı zamanda tam bir Amerikalı lehçesi ile de İngilizce şarkı söylüyordu. Bu manzara karşısında şaşırdım ve çok müteessir oldum. Kendi kültürünü dahi öğrenmeden Amerikan kültürüyle yoğrulan bu masum yavrunun bir kabahati var mı diye düşündüm. Ne kabahati olabilirdi ki, bu melek kadar saf ve temiz sabinin. Bütün kabahatin, kendilerini gönüllü olarak başka bir milletin kölesi ve sömürgesi mertebesine  düşüren, bundan haz ve gurur duyan, kendi milletini hor ve hakir gören zihniyet diye düşündüm.  MTB

 ÖFKEM!


Malatya Valiliği'nce başlatılan '91 Bin Dev Öğrenci Okul Yaptırma Projesi' kapsamında geliri
kampanyaya bağışlanmak üzere, 16.06.2006 tarihinde İnönü Stadı'nda Keremcem adlı bir pop
şarkıcısı sahne almış. İstikbalimizin anaları olan, Gencecik kız evlatlarımız, karşılarında
bu büyük insan,bu büyük alim, bu büyük toplum önderi, Bu aziz, bu mübarek, bu muhterem,
ve yaşantısı ile milletimize örnek olan bu harika adamı karşılarında görünce, o cezbe hali ile, haykırarak ağlamaya ve çırpınmaya başlamışlar. Hatta ona bir kez dokunmak için ne büyük mücadeleler vermişler. Konserden sonra ise, yetkililer bu büyük insanın, küçük insancıklar tarafından hırpalanmaması için stattan otomobile bindirerek kaçırmışlar.
Halâ birazcık düşünme zamanı gelmedi mi ?             Malatyalılara esefle duyurulur!!! MTB 

Malatya atasözü. Kızı gönlüne bırakırsan gevende ye varır.

 

GÜNEŞ BATIDAN DOĞACAK

İnsanların ilgisini pek çekmeyeceğini sandığım bir makale okudum. Bu makaleyi okurken çok büyük bir dehşete kapıldım.Sizlere okuduğum bu yazının küçük bir bölümünden bahsetmek istiyorum.  DEVAMI SAYFA 13 'DE

 

1974 YILINDA BİR HIRSIZLIK OLAYI

Konya İlinde Henüz mesleğimde yeni iken, Bir Polis meslektaşımın anlattıklarından derledim.
1974 yılında bazı büyük şehirlerde yaşayan insanların, en büyük eğlencesi, yalnızca akşamları belli saatlerde yayın yapan, tek kanallı TRT' yi izlemekti. Konu komşunun birbirleri ile sohbetlerinin ana konusu ise, Televizyon dizilerinin muhteşemliği!!, Yayın süresinin kısalığı, Kendi Televizyonlarının ne kadar net ve karıncasız gösterdiğidir.(Tabiî ki televizyonu olmayan çoğunluktaki komşularının, kendilerini rahatsız etmedikleri müddetçe)
İşte o yıllarda bir gece vakti, ev halkı televizyonu izlerken, aniden yayın kesilir. Ev sahibi de bir süre altın kadar kıymetli TV'yi kurcalar, "İnşallah bozulmamıştır " diyerek o sıkıntıyla gidip yatarlar.
Ertesi gün evin erkeği işe gider.Birkaç saat sonra bir genç kapıyı çalar.Kapıyı açan adamın karısına, "Yenge, beni abi gönderdi, televizyon bozukmuş, alın da bir bakın dedi" der. Kadın da hiç tereddüt etmeksizin, tamirci sandığı delikanlıya televizyonu verir. Adam akşam eve geldiğinde, televizyonun olmadığını görünce, karısı ona olanları anlatır.Adam hemen polise başvurur.
Birkaç gün sonra, Ev sahibi karı koca balkonda otururken, televizyonu götüren hırsız balkonun önünden geçer.Kadın hırsızı tanır ve "Televizyonu çalan adam işte şu giden" diye bağırır.
Adam hemen üzerindeki pijamalarıyla, hırsızın arkasından koşar ve kovalamaya başlar. 5 dakika kadar sonra, adamın bir eve gelir. Kadına "İyi Günler Hanımefendi, ben karakoldan geliyorum, beyiniz televizyonu çalan hırsızı yakaladı. Şimdi karakoldalar. Pantolonuyla, cüzdanını istiyor." der kadın da istenilenleri verir.
Böylece hırsızlar Televizyonu aldıkları gibi, adamın pantolonu ve parasını da alırlar. MTB

Not: O yılarda hatırladığım kadarıyla polisin  maaşı 1200 TL ,Siyah beyaz TV fiyatı 5000 Türk Liradır. Yani ortalama bir polis, bir öğretmen maaşının  4-5 katıdır. MTB


 

 

 

 

 
 
 

s-1 s-2 s-3 s-4YEMEK s- 5 s-6 s-7 s-8 s-9 s-10 s-11 s-12 s-13

mtbenli@gmail.com

mtbenli@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini veya mturhanbenli@hotmail.com adresini kullanınız